iletisim@umitorman.net

Arınma ayı ve vasiyet…

Arınma ayı ve vasiyet…

Geçtiğimiz günlerde sabah evden çıkarken annem, “Kızım hayırlı günler, bunu da lütfen yolda okur musun?” diyerek bana üstünde “vasiyet” yazan bir takvim sayfası verdi.

O takvim sayfasında yazanları sizinle paylaşmak istiyorum.

Kültür ve üslup farkı

Kültür ve üslup farkı

Azam hazretlerinin, talebesi olan Yusuf bin Semti’ye olan vasiyeti: “Sana ister iyilik, ister fenalık yapsın, herkese iyilikte bulun. Affedici ol. Herkese sevgi göster, herkese selam ver. Yeterince olgunlaşmamış, yeterince bilgi sahibi olmayan kimseler olsalar da bir mecliste beraberken senin bildiklerine aykırı şeyler söyleseler bile hemen karşı çıkma. Şayet sana da sorarlarsa söze onların doğru bildiklerinden başla. Sonra “Bu konuda birde şöyle bir görüş vardır, delilleri de şöyledir…” diyerek kendi bildiğine geç. İşte o zaman seni dinlerler ve ilimdeki dereceni anlayarak söylediklerine hak verirler.

Sana gelenlerin hepsine bir nevi ilim göster. Her biri senden bir şeyler öğrenmiş olsun. Onlara değerli bilgiler ver. Önemsiz şeyler söyleme. Samimi ol. Az ve güzel Latife yap. Zira dostluk, ilme devamı sağlar. İşlerini gör, meselelerini hallet, kusurlarını büyütme, yumuşak davran. Hiç bir zaman bezginlik gösterme. Kendini onlardan biri gibi tut. İnsanlara alışık olmadıkları şeyleri teklif etme. Beğendikleri şeyi sende beğen ve daima iyi niyet göster.”

Annem bu sayfayı benim elime verirken bana bir nevi vasiyet etmiş bulundu ki ben zaten bunların çoğunu iyi niyetimden yaparım. Fakat şimdiki zamanın zenginleri, rantçıları, politikacıları bunu iyi niyetlerinden değil, şahsi menfaatlerini gözettikleri için yapıyorlar…

Benim nefsimi çok zorlayan davranışlar içinde bulunanlara kızmıyorum, bağırmıyorum, öfkelenmiyorum desem yalan olur. Zira yaptıkları şeyler ne dine, ne imana, ne ahlak anlayışına, ne asalete, ne aile terbiyesi ve görgüsüne, ne etik anlayışımıza, ne hak ve hukuka, ne Allah sevgisine, ne kul ve hayvan sevgisine,  ne de yetimin hakkına sığan davranış ve hareketler…

 

Bu eylemler insanlarımızın, özellikle yeni neslin inançlarını zorlayarak değiştirmiştir. Şunu üzülerek belirtmek isterim ki; şimdilerde herkes bir cool olma çabasında, dünya ise kimsenin umurunda değil…

“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” kimse kimseye yorum yapmıyor, yanlışlar eleştirilmiyor, doğru için çaba sarf edilmiyor, kimse kimseye ilim öğretmek için zaman harcamıyor…

Herkes kendi bildiğini yapıyor. Peki, acaba kendi bildikleri doğrumu? Bana göre bu tip davranış sergileyenler, yalnızca doğru olarak kabullendikleri şeye odaklandıkları için etrafı, alternatifi düşünemez hale gelmişler bu nedenle yollarında at gözlükleriyle dim dik yürüyorlar. Nereye ve ne kadar daha Allah bilir…

Ramazan 11 ayın sultanı, yani sükut zamanı… Bu kutsal ayda bol bol ibadet yapılır, fakir fukaralar doyurulur, fitre-zekâtlar verilir, iftar davetleri yapılır, teravi namazları kılınır, sadakalar verilir, Ramazan Ayı boyunca her akşam ezanında top atışları duyulur ve kavgasız gürültüsüz sükûnet içinde bir ay geçirilir…

Peki, nedir Ramazan Ayı’ndan almamız gereken ders? “Verirsen elinle oda gelir seninle” yani iyilik yapmanın rahmetini anlatıyor bu maneviyat ayı, gerçekten insan olmamızı, Allah’a sığınmamızı, İbadetin insan ruhuna iyi geldiğini anlatıyor. Üstelik yalnızca maneviyatla da kalmıyor, ruhumuzun yanı sıra bedenimizin de arınmasını sağlıyor…

30 gün süreyle oruç tutarak (az yiyerek ) tüm organlarımıza detoks yapma şansı veriyor; çiğnemiyoruz, içmiyoruz, sigara puro nargile kullanmıyoruz, az konuşuyoruz ve ibadet ederek zihnimizi dinlendiriyoruz.  Bu nedenlerden dolayı en büyük arınma ayıdır, Ramazan…