iletisim@umitorman.net

ELVEDA BÜYÜK BAŞKAN SEBA…

ELVEDA BÜYÜK BAŞKAN SEBA…

Bizim evimizde her zaman Beşiktaş vardı. Babam Abdulkadir Orman 13 sene Beşiktaş Spor Kulübünde yöneticilik yaptı. Dolayısıyla bu süreçte evimizde pek çok değerli isimi misafir ettik. Birçok anıya, hatıraya şahit olduk. Tabii ki en büyük hatırayı başkanların başkanı olarak nitelendirdiğimiz sevimli suratlı ve bir o kadar da babacan olan Süleyman Seba bıraktı…

 

Süleyman Seba’nın yeri bizde ve Beşiktaş camiasında bambaşkadır…

Büyük Başkan Süleyman Seba babamı çok severdi. Babam da ona tapardı. Bir dediğini iki etmezdi. Keza bir futbolcumuzun ayağı burkulsa Seba Başkan elinde telefon, en iyi doktoru bulmak için koştururdu. Babam da yanında… Hey gidi günler hey… Eskiden ne kadar saygı ve hoşgörü vardı. Bunu da en çok büyük Başkan Seba zamanında Beşiktaş Spor Kulübü binasında yaşadık…

Süleyman Seba statü farkı gözetmeksizin herkesin halini hatırını sorar, başını okşardı.

 

Tasarrufa çok önem verir, kulübün koridorda dolaşır, boş odaların ışıklarını kapatırdı. Bir kişi için boş yere elektrik harcanmasın diye asansörü asla yalnız kullanmazdı… Çok mütevazi bir insandı. Ben ne başkanlar gördüm; yüksek egosundan dolayı bırakın biriyle asansörle çıkmayı, başkanın katına bile çıkamazdınız… Ne gerek varsa bu kadar dokunulmazlıklara çok merak ederim doğrusu!

 

Bana göre Başkan statüsünde görevli bir insan daima sevecen olmalı. Otorite elbette şart; ama günümüzde bu hep sevgisizlikle karıştırılıyor. Seba hem otoriter hem de sevecendi. Hem herkes saygısından ceket iliklemeden önüne çıkmaz, hem de sevgiden ellerini öperlerdi. Aynısını kardeşim Fikret Orman da yapıyor. Çünkü büyük Başkan Seba’dan ve babası Abdulkadir Orman’dan öyle gördü, öyle büyüdü.

 

Seba’nın her şeyi Beşiktaş’tı…

 

Soruyorum size, Seba öldüğünde neden bu kadar insan seli oldu? Neden Beşiktaşlısı, Fenerlisi, Galatasaylısı, Trabzonsporlusu ayrım yapmaksızın tek kanat oldu? Çünkü Süleyman Seba mütevaziydi, babacandı ve insan ayırımı yapmazdı.

 

Galatasaray Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne çıkınca takımın başarısını ilk Seba tebrik etmişti. Ve hiç unutmam, bu başarı karşısında sevinçten gözleri dolmuştu. Babama dönüp; “Allah tüm Türkiye takımlarına nasip eder inşallah” demişti. Gönlü genişti, haram yemedi, rant yapmadı. Sadece ve sadece Beşiktaş’ı düşünürdü. Ailesi de yoktu. Seba’nın ailesi, akrabası, her şeyi Beşiktaş’tı.

 

Yeri doldurulamayacak kadar büyük bir insanı kaybettik!

 

Yine bir röportajımda, “Bana en çok ne istersiniz?” diye sormuşlardı. Ben de bu soruyu “Kardeşim Fikret Orman’ın ikinci Seba olmasını arzu ederim” diye yanıtlamıştım. Rahmetli Seba’nın başkanlık yaptığı dönem ile şimdiki zamanın şartları her ne kadar birbirini tutmasa da insanlık dürüstlük namusluluk ve kul hakkı yememek hep bakidir. Asla değişmez… Bu durumun bu şekilde devamını, tüm futbol camiasında yaşanmasını dilerken, tüm Beşiktaş camiasına baş sağlığı dileklerimi iletiyorum.

 

Yeri doldurulamayacak kadar büyük bir insanı kaybettik. Son zamanlarında “Beni boğaza götürün, boğaz havası almak istiyorum” derdi. Deniz kenarına gitmeyi isterdi. Arabayı ise Fikret kullanırdı. Ve yol boyunca Fikret’e hep liderlik nasihatlarında bulunurdu. “Aman oğlum birinci vazifen dürüstlük ve bu dürüstlüğü yaşatacak bir Beşiktaş yaratmak olsun” öğüdünü verirdi.

 

Süleyman Seba’nın hastanede yattığı sırada, onu ziyaretim esnasında manevi kızı Nükhet Kalkavan’a (Beşiktaş’ın eski kadın yöneticisi) yoğun bakımda, en zor zamanında bile “Güzel kızım takım iyi gidiyor mu, bu maçı alır mıyız?” diye sorduğunu bilirim. Bir insan yoğun bakımda bile Beşiktaş’ı düşünüyorsa o işte BEŞİKTAŞK’dır.

 

Daha fazla söze gerek kaldı mı? BEŞİKTAŞK = SEBA

Elveda büyük insan, elveda büyük Beşiktaşlı, büyük Başkan Seba…

 

 

Nedir Hayat?

Hayat çetele tutmak değildir.

Seni kaç kişinin aradığı,

Kiminle çıktığın,

Çıkıyor olduğun veya

Çıkacağın demek de değildir.

……

Kimi öptüğün,

Hangi sporu yaptığın

Veya kimlerin seni sevdiği de değildir.

……

Hayat ayakkabıların,

Saçın, derinin rengi,

Nerede yaşadığın veya

Hangi okula gittiğinde değildir.

……

Aslında hayat, notlar, para, giysiler,

Girmeyi başardığın ya da başaramadığın

Okullar da değildir.

Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak,

Kabul görmek ya da görmemek de değildir.

……

Hayat, kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.

Kendin için neler hissettiğindir.

Güven, mutluluk ve şefkattir.

……

Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat kıskançlığı yenmek,

Önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.

Neler söylediğin ve ne demek istediğindir.

……

İnsanların sahip olduklarını değil,

Kendilerini olduğu gibi görmektir.

Her şeyden önemlisi,

Hayatını başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.

İşte hayat bu seçimlerden ibarettir…

seba