iletisim@umitorman.net

Şükransız Bir Toplum Oldu Yeni Nesil

Şükransız Bir Toplum Oldu Yeni Nesil

Anneme en kızdığım laftı “Ah ah! Bizim zamanımızda” diyerek söze başlaması. Ve “Ay anne o sizin zamanınızdı, bu da bizim zamanımız” diye cevap veren ben…

Şimdi aynısını ben yeni nesle diyorum; tarih tekerrürden ibarettir. Ah ah! Bizim zamanımızda gerçekten bir saygı, bir minnet, bir şükran duyguları vardı. Şimdi dikkat ediyorum da, bu duyguların yerini ‘So what!’ yani “Eee ne olmuş? Yaptıysan yaptın, olduysa oldu, yaptıysam yaptım veya amaaaaan amma da uzattınız” aldı. Dikkat edelim bu sözlerin içinde en ufak bir duygu yok. Şükran, teşekkür duygularını fazlaca tanımayan ‘Ben’duyguları çok fazla olan ve kendilerinden başka fazla bir dünyaları olmayan individual bir gençlikle karşı karşıyayız. İyi mi kötü mü bilemiyorum ama ben hala eskiye özlem duyan biri olarak yadırgıyorum. Niye mi?

Bizlere en minik bir iyilik yapılsa “Bir kahvenin kırk yıl hatrı vardır” kültürüyle büyümüş olmamızdan kaynaklanan şükran duygusuyla saygımızı belli ederiz. Şükran duygusu Allah katında da şükran ve teşekküre girer ki sahip olduğumuz her şey için şükretmek duaya gider. Dua eden kulun da Tanrı yollarını açar. Dua eden, şükreden kulların kalplerindeki ümidi Cenab-ı Hak mutlaka canlı tutar yeter ki kul ettiği duaya inansın. Burada şunu demek istedim, hemen her gün, her saat, her dakika insanoğlu dua ediyor ama kendine inancı yoksa o duanın kabul olma şansı da pek olmuyor. Biz buna ruhsal manada değersizlik duygusu diyoruz. Kişinin değersizlik duygusu varsa olacağı varsa da olmuyor. Çünkü kul kendini o mala, o paraya, o kariyere, o rütbeye layık görmezse olacak işin olma yüzdesini kendi yaymış olduğu negatif duygulardan dolayı gerçekleşme ihtimalini azaltıyor. Fakat azmeden, şükreden kulların yaymış olduğu yüksek enerji ise olma ihtimalini yükseltiyor. İnanç ve iman işte burada çok kuvvetli bir etken… Ne düşünürsen düşün, sen O’sun cümlesindeki  O, senin tüm duygularına eşit oluyor. Evrene yaymış olduğun artı veya eksi elektrotlar aynı senin gibi düşünen ya kişileri seçer ya da olayları. Sonra da kul ağlar “Nerede bizde o şans” diye.

Ye, İç, Tüket Nesli

Gelelim gene yeni nesil şükran duygularına… Yukarıda bahsettiğim gibi şükretmesini ve teşekkür etmesini bilmeyen bir nesil dikkat edin hep mutsuz ve depresif bir madde dünyasındalar. Öyle bir zamandayız ki ‘ye, iç, tüket’ ten ibaret her şey. Yer gök AVM, sinemaya git ama önce alışveriş yap, tiyatroya git ama önce alışveriş yap, yemek ye ama önce alışveriş yap… Biraz para biriktir aman önce araba al, yeni trend cep telefonları çıktı aman kuyruğa gir hatta uyku tulumlarına gir, sabah ilk alan sen ol. Tüket tüket tüket…

Maddenin olduğu yerde maneviyat azalırmış boşu boşuna denmemiş. Maneviyat duyguları sıcacık, maddesel dünya ise demir gibi, buz gibi. Aldığın vakit seviniyorsun ama sevinç 3-5 gün sonra seni gerçek dünyaya döndürdüğü için gene aynı soğukluğunu koruyor. Isınabilmek için (ruhen) hadi gene al al al… Bu inanın ki şu andaki tüm tüketici topluluklarda yaşanan ruh hali. Eskiden çocukların bir evlik, bir gezmelik, bir bayramlık, bir de okul kıyafeti olurmuş. Zenginlerde bile durum çok farklı değilmiş ki ben zengin ailede doğdum büyüdüm ve benim de diğer çocuklardan fazla hiçbir farkım yoktu. Ağla zırla karneyi baştan aşağı pekiyi getir sene sonunda en afilisinden bir bisiklet kazanırdım ve onun sevinci inanın onu elde edinceye kadar olan zamanda hiç bitmezdi. İçimde muhteşem bir sevinç ve bana onu alabilen babama karşı da muhteşem bir gurur ve şükran duygularım vardı. O kuşakta büyüdüğüm için bende hala gurur ve şükran duyguları çok çok mevcut. Olmayanlara da açıkçası böyle muhteşem duygulardan eksik kalarak büyüdükleri için elimde olmadan acıyorum.

 

Ama devir bu devir… Allah’tan yeni doğan veya doğacak olan nesillere bizden daha fazla güzellikler vermesini dileyerek yazımı şu güzel sözle bitiriyorum: Allah’tan ümit kesilmez.